ÜRTİKER, ANJİOÖDEM, ATOPİK DERMATİT VE YAYGIN CİLT KAŞINTILARI

Ürtiker (kurdeşen) ve anjioödem nedenleri

Ürtiker ve anjioödem en sık görülen allerjik hastalıklıklardan birisidir. Toplumda her 10 kişiden birinde, hayatın herhangi bir döneminde ürtiker rahatsızlığı geçirmektedir. Ürtiker deride oluşan, büyüklüğü 0.5 cm den birkaç cm’ye kadar değişen kaşıntılı şişliklerdir. Buna halk arasında “kurdeşen” veya “dabaz” da denmektedir.

Anjioödem, derinin daha alt kısımlarında sıvı birikmesi (ödem) ile ortaya çıkan ve kaşıntıdan ziyade yanma hissinin eşlik ettiği kabarıklık ve şişliklerdir. Bu genellikle yüzde, göz kapaklarında, dudaklarda, kollarda ve bacaklarda ve cinsel organ bölgesinde görülmektedir.

6 haftadan kısa süren olgular akut, altı haftadan daha uzun süren olgular ise kronik ürtiker/anjioödem olarak değerlendirilirler. Akut ürtikerde iyi bir anamnez nedeni ortaya çıkarmaya yardımcı olur; neden, genellikle hastanın sıkça temas etmediği bir şeydir. Bu nedenle de akut olgular genellikle tedaviye iyi ve çabuk yanıt verirler. Sıklıkla bir tetkik yaptırmayı gerektirmez.  Kronik ürtikerlerin ise ortalama yüzde 50–90’ı idiopatik (nedeni belli olmayan) olup, genellikle tedaviye yanıt geç ve güç olmaktadır.

Nasıl tedavi edilir?

6 haftadan az süren rahatsızlıklar genellikle kendiliğinden veya bir süre ilaç kullanma ile geçmektedir. Bunlarda genellikle tetkik yapmaya gerek olmayabilir. Ancak 6 haftadan uzun sürenlerde ise bir takım tetkikler ve allerji testleri sıklıkla gerekmektedir.

Hastaların dikkat etmesi gerekenler

  1. Kullanılan diğer İlaçlar: Allerji yapabilen ilaçların kullanılması ilk dikkat edilmesi gereken konudur. En başta ağrı kesiciler ve antibiyotikler olmak üzere birçok ilaç allerji yapma potansiyeline sahiptir.
  2. Gıdalar: Bazı gıdalar bu hastalığın temel nedeni olabilir. Bu gıda allerji testleri ile araştırılabilir.
  3. Gıda katkı maddeleri: Doğal gıdalar dışında kalan ve “gıda boya ve katkı maddeleri” olarak adlandırılan bazı maddeler de hastalarda şikayetlerin artmasına neden olabilmektedir. Boya maddeleri arasında en sık olarak “tartrazin” sorumlu tutulmaktadır. Bu madde gıdalara sarı renk vermek amacıyla kullanılmaktadır. Boya maddeleri dışında benzoik asit, sorbik asit ve nitrik asit v.b. birçok katkı maddesi hazır gıdaların içinde bulunmaktadır. İçinde bu tür katkı ve boya maddeleri bulunan gıdalardan uzak durmak, ürtiker-anjioödem şikayetlerinin kontrol altına alınmasında kısmen de olsa faydalı olmaktadır. Ayrıca, baharatlar da birçok hastada ürtiker–anjioödem şikayetlerini artırmaktadır. Bu nedenle ürtiker şikayeti olanların tüketmemesi gereken gıda maddeleri arasındadır.
  4. Alkollü içecekler: Alkol içeren içeceklerden özellikle bira ve şarap gibi fermentasyon yoluyla elde edilenler ürtiker-anjioödem şikayetlerini artırmaktadır.
  5. Stres: Her ne kadar stres allerjik reaksiyonlarda az oranda görülse bile bunun yeri dikkate alınmalıdır. Hastalarda tüm allerji yapan nedenler tetkik edildikten sonra stres tanı olarak ele alınabilir.Değişik ürtiker ve anjioödem nedenleri

Kolinerjik ürtiker (efor ve terleme ile oluşur). Soğuk ürtikeri (soğuğa maruziyet ile oluşur). Solar ürtiker (güneş ışığına maruziyet ile oluşur). Basınç ürtikeri (kemer, çorap veya iç çamaşırı lastiğinin basısı, ya da bir yere yaslanma, uzun süre oturma, çanta taşıma gibi bası maruziyetleri sonucu oluşur) başlıcalarıdır.

Her tarafım kaşınıyor diyen hastalar

Bütün vücudun kaşınması genellikle cilt tahrişinin neden olduğu rahatsız edici bir histir. Bazen kaşıntı ile birlikte döküntü veya diğer şikayetler eşlik edebilir.
Tüm vücudun kaşınması ölü deri hücrelerinden kaynaklanan cildin kurumasına bağlı olarak gelişebilir. Özellikle kuru ve sıcak iklimlerin baskın olduğu karasal iklimlerde yaşayan insanlarda bu sorun daha sıklıkla görülür. Cildin nem eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan bu duruma “kış kaşıntısı” adı da verilmektedir. Bazı durumlarda, tüm vücudun kaşıntısı ürtiker ya da kurdeşen adı verilen rahatsızlığa bağlı olarak ta ortaya çıkabilir.

Tüm vücudu kaşınan hastaların öncelikle Dermatoloji uzmanlarına muayene olmaları ve gerek duyulması halinde ise allerjik araştırma için Allerji Uzmanına müracatları önerilir. Yaygın kaşıntılarda en sık görülen neden ise sık banyo etme (sıcak su etkisi, kese ve lif kullanma, uzun süre banyoda kalma) ve nem azlığı nedeni ile cilt kuruluğu yaşayan kişilerde görülmektedir. Bu hastaların çok büyük bir kısmında hiçbir allerji tespit edilemez, allerjik te olmayan bu durumun bir kısım hastada stresli yaşamın ve mesleksel tozların etkisi ile olduğu gözlenmektedir.

Cilt kuruluğu ve kaşıntı

En sık karşılaşılan problemlerden birisi olan cilt kuruluğu özellikle kış aylarında artışa geçmektedir. Yaş ilerledikçe derinin su tutma kapasitesi azaldığından, kuruluk yakınması artmaktadır.  Çevresel nem oranının azalması, aşırı güneşte kalma, sık banyo yapma, banyoda kese ve liflenme, uzun süreli su teması ve soğuk hava cildimizde nem kaybına neden olarak kuruluk problemini oluşturmakta veya artmasını sağlar. Kuruluk en sık kol ve bacaklarımızda görülmekle beraber gövdemizin her yerinde oluşabilir.

Kuruluğu Önlemek İçin; Kış ayları yaklaşırken temel cilt bakımımızda bazı değişiklikler yapmalıyız. Başlıcaları;

-Sıcak su cilt kuruluğunu arttıran en önemli faktörlerden birisidir. Sıcak su ile yıkanmamalıyız. Banyoda kese ve lif yapmamalı ve uzun süre banyoda kalmamalıyız.
-Yıkanırken kurutmayan sabunlar, yağ içeren şampuanlar kullanmalıyız.
-Her banyo sonrası özellikle cildimiz çok kurumadan etkin vücut nemlendiricilerini kullanmalıyız.
-Bol su içmeliyiz.

-Biotin, çinko, folik asit, omega -3 yağ asitlerinden zengin beslenmeliyiz.

-Güneşe çıkmadan önce güneş koruyucuları kullanmalıyız. Aşırı güneşte kalma durumunda ise uygun nemlendiricileri kullanmalıyız.

-Kaşıntıya karşı ilaçların etkisi sınırlıdır. Kortizonlu kremler kontakt dermatite ya da egzamaya iyi gelebilir, ama doktor tavsiyesi dışında uzun süre kullanılmamalıdır.

Her cilt kızarıklığı allerji midir?

Ciltte olan her kızarıklık allerjik hastalık anlamına gelmez. Ancak çoğu zaman hastalar bu durumu yenilen yiyeceklere ve o sırada kullanılan ilaçlara bağlamaktadırlar. Bazen viral veya bakteriyel enfeksiyonlar sonrası da cildimizde kızarıklıklar ve kabarıklıklar gözlenmektedir. Bu durum çoğunlukla ilaç allerjisi olarak kabul edilse bile ilaç dışı döküntü olma olasılığı da oldukça yüksektir. Kızarıklığın oluş şekli, süresi de tanı konulmasında çok önemlidir.

İlaç allerjisinde en sık görülen belirtiler deride kaşıntılı döküntünün olmasıdır. Bu kaşıntılı döküntüye ürtiker (kurdeşen) denilmektedir. Göz kapaklarında ve dudakta şişme, eklemlerde ağrılı şişme görülebilmektedir. Sıklıkla bir ilacı (antibiyotik, ağrı kesici vs.) kullanırken veya hemen sonrası günlerde ortaya çıkmaktadır.

Gıda allerjilerinde ise belli bir gıdanın tekrarlanan tüketimleri sonucu sıklıkla cildimizde olmak üzere kızarıklıklar, kabartılar ve şişlikler meydana gelebilir. Aynı gıdanın tekrar yenmesi ile aynı tip allerji bulgularının tekrarlaması ile veya gıda allerji testleri ile tanı konulabilir. Bunlardan başka egzersiz, travma, soğuk ve sıcak havaların etkisi, stres gibi durumlarda da alelrji ile karışan cilt bulguları rastlanabilir.

Atopik dermatit

Atopik dermatit her geçen yıl görülme sıklığı artan kronik bir cilt hastalığıdır. Cilt kızarıklıkları, kaşıntılar, bazen yaraların gelişmesi ve bunların bazen aylarca hatta yıllarca sürmesi hastaları ve ailelerini oldukça rahatsız etmektedir.  Hastalık genellikle erken çocukluk döneminde başlar, alevlenme ve iyileşme dönemleriyle karakterizedir. Hastalığa yaşamın ilerleyen dönemlerinde astım, allerjik nezle gibi diğer allerjik hastalıklar eşlik edebilir. Bu hastalıklar aynı anda var olabileceği gibi birbirini izler şekilde de ortaya çıkabilir. Atopik dermatit daha çok erken çocukluk döneminde ortaya çıkarken, astım geç çocukluk döneminde, polen allerjisi ise yetişkin dönemde ortaya çıkmaktadır.

Atopik dermatit ile başlayan allerjik hastalık süreci, her ne kadar bunların arasındaki ilişki kesin olarak açıklanamasa da, bronşial astım ve allerjik nezle tabloları ile devam edebilmektedir. Bu nedenle erken başlangıçlı atopik dermatit’li hastalarda solunum sistemi ile ilgili allerjik hastalıklar konusunda dikkatli olunması ve hastanın ailesi solunum yolu allerjenlerinden korunma ve pasif sigara dumanı ile karşılaşmanın engellenmesinin önemi konusunda bilgilendirilme yapılmalıdır.

Atopik dermatit kimlerde ortaya çıkar?

Atopik dermatit çocuklarda yaklaşık %15 oranında görülen bir hastalıktır. Atopik dermatit hastalarının çoğunda belirtiler 5 yaşından önce ortaya çıkmakta ve yaklaşık 2/3 ünde ergenlik dönemine doğru şikayetler kendiliğinden kaybolmaktadır.

 Atopik dermatit’in nedeni nedir?

Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik faktörler önemli rol oynar. Anne ya da babasından birinde atopik dermatit varsa çocuklarda ortaya çıkma riski daha yüksektir (%60). Atopik dermatit görülme sıklığındaki artışta iklim değişiklikleri, hava kirliliği, allerjenler, diyetle ilişkili faktörler, enfeksiyonlar ve hayatın ilk yıllarında maruz kalınan diğer faktörler başlıca rol oynamaktadır.

 Atopik dermatit belirti ve bulguları nelerdir?

Deri sıklıkla kurudur. Deride belli bölgeler kızarık, kaşıntılı ve yangılıdır. Belirtiler genellikle dirsek çukuru, diz arkası, el bileğinin iç kısmı, ayak üzeri, kulak kenarları, boyun ve göz çevresinde görülür. Ancak atopik dermatitin etkilediği vücut bölgeleri yaşa göre değişebilmektedir. Etkilenen deri bölgeleri sıklıkla aşırı kaşıntılıdır. Kaşınan bölgelerde deri zamanla kalınlaşır ve üzerinde pulcuklar oluşur. Bazen kaşıntılı deri bölgeleri üzerinde kabarcıklar ve iltihaplanmalar (enfeksiyon) görülebilir. Atopik dermatit şikayetlerinin özelliği zaman zaman şiddetlenmesi bazen de kendiliğinden gerileyebilmesidir.

 Atopik dermatit tedavisi nasıldır?

Atopik dermatitin yaygınlığına ve şiddetine göre kortizonlu merhemler veya pomadlar önerilebilir. Bu ilaçlar doğru bir şekilde kullanıldığında etkili ve güvenilir ilaçlardır.

Kortizonlu krem/ pomadlar yalnızca doktorun önerdiği bölgeye, çok ince bir tabaka halinde günde 1-2 kez sürülmelidir. Doktorun tavsiye ettiği kullanım süresi aşılmamalıdır. Atopik dermatitin kesin bir tedavisi yoktur. Ancak günlük etkin deri bakımı ile hastalığın kontrolü sağlanabilir. Tedavide derinin nemlendirilmesi temel ilkedir. Atopik dermatit oldukça kaşıntılı bir hastalıktır. Tırnakların kısa ve düzgün olması kaşıntıya bağlı deride oluşabilecek hasarı azaltmaya yardımcı olacaktır. Uzun süre güneşe maruz kalmak vücut ısısını artırıp, terlemeye  yol açar ve şikayetleri artırabilir. Aşırı giyinme veya sıkı kıyafetler terlemeye neden olarak atopik dermatitin alevlenmesine yol açabileceğinden tercih edilmemelidir. Yaz aylarında denizde yüzmek bazı atopik dermatit hastalarına iyi gelebilir. Denizden çıktıktan hemen sonra duş alınıp nemlendirici sürülmesi önerilir. Sabun, köpük banyosu, parfüm, kozmetik, alkol içeren cilt ürünleri, suda fazla vakit geçirme, sıcak su, parmak ve hamur boyaları şikayetleri artırabilir.

 Uzun dönemde izlem

Atopik dermatit, tedavi ile düzeldikten bir süre sonra tekrarlayabilir. Deri bakımı ile ilgili önerilere uyulmalı ve alevlenme dönemlerinde verilen tedavi doğru ve eksiksiz uygulanmalıdır. Atopik dermatitin şiddeti zamanla azalabilir ve hastalık düzelebilir. Atopik dermatit bebeklerde/çocuklarda daha sonra gelişebilecek bir allerjik hastalığın ilk basamağı olabilir. Bu nedenle bu hastaların düzenli doktor takibinde olması önerilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir