ÇOCUĞUNUZUN DAHA BİLİNÇLİ BİRİ OLMASINI İSTİYORSANIZ EĞER

Çocuğunuz Daha Bilinçli Biri Olsun İstiyorsanız Eğer

1.Her dediğini yapmayın.

2.İstedikleri şeyleri hemen yapmayın, bâzen geç yapın, bâzen de tam yapmayın.

3.Pahalı şeyleri hemen almayın.

4.Bâzı aldığınız şeyleri belli şey karşılığı alın. Örneğin; dersleri mükemmel ise büyük hediyeler alın.

5.Akşamları belli bir saatten sonra bilgisayar, telefon oynatmayın.

6.Belli bir yaşa kadar cep telefonu almayın.

7.Düşünce hemen kaldırmayın, bırakın biraz ağlasın.

8.Bâzı şeylerin onun tarafından yapılmasını sağlayın, yapmazsa siz de istediği o şeyi yapmayın.

9.Eğer aşırı kilolu değilse tabağına aldığı şeyleri bitirmesini sağlayın.

10.Kötülediği bir yiyecek varsa onu aylarca eve sokmayın veya tekrar alın dediği zaman alın ki onun değeri anlaşılsın.

11.Yemek masasına gelip te, yemeklere bakıp burun kıvırtıp yemek istemiyorsa bırakın yemesin, sakın üstelemeyin, o yiyeceklerin değeri artsın.

12.İnatla yemek yemiyor, ben tokum diyorsa bırakın yemesin, mutlaka yiyecektir. Kimse aç kalmaya dayanamaz.

13.Çöpe bozulmadıkça, yenilemez olmadıkça asla yiyecek atmasına izin vermeyin.

14.Oyun, eğlenceyi ancak görevlerini yaptıktan sonra izin verin. Örneğin; Ders çalıştıktan sonra.

15.Ara sıra evdeki çöpleri ona attırın, odasını ona temizlettirin.

16.Markete gönderip ekmek, vs. almasını sağlayın.

17.Belli bir yaşa kadar gece belli bir saatten sonra televizyon seyretme olmayacağını öğretin.

18.Çocuğunuz yemek istiyorum demedikçe ona yemek hazırlamayın. Böyle yapınca göreceksiniz ki yemeği daha lezzetli yiyecek.

19. Bundan sonraki şıkları doldurmanız için size bırakıyorum… 

Çocuğunuza Şunları Tattırın veya Böyle Yapanlar Olduğunu Hissettirin

1.Ekmek dilimine katı yağ sürülerek yenilip karın doyurulabileceğini.

2.Ekmek arasına yeşil soğan konularak yenilebileceğini.

3.Ekmek diliminin olduğu gibi yenilebileceğini.

4.Ekmek dilimine salça sürülerek yenilebileceğini.

5.Bayatlamış ekmeklerinde yenilebileceğini.

6.Ekmek içine sıvı yağ dökülerek yenilebileceğini.

7.Bir yiyeceğin ikiye bölünüp iki kişi tarafından da yenilebileceğini.

“Bunları yapan veya yapmış olan belki milyonlarca insan var. Herkes sizin gibi zengin değil ki!”

ÇALIŞANLAR, İŞTE SİZE YEMEK YAPMA TİYOLARI

Yemek Yapma Çilesi veya Zorluğu

Çalışana yemek yapmak gerçekten zor. Eşlerin her ikisi de çalışıyorsa eğer bâzen “iş dönüşü yemek hazırlama” düşünce anlamında bir felâket. Felâket diyorum, çünkü evin erkeği eşi çalışsa bile akşamları eve gelince yerleşiyor hemen koltuğa. Bir elinde televizyon kumandası ağzında ise “Hanııııım yemek ne zaman olacak?”sorusu. Cicim ayları geçmedi ise daha evin hanımı hâlâ çok neşeli. Eğer cicim ayları geçmiş veya geçmeye başladı ise bir bilebilseniz içindeki kopan fırtınaları. “Ben de çalışıyorum, ben de eve para getiriyorum, hem evde hem de iş yerinde çalışıyorum, ne olacak benim durumum?” soruları. Hayatı biraz kolaylaştırmak gerek. En azından kolaylaştırmak için biraz gayret. İşte size bazı ipuçları. İpuçları derken çocuk sahibi olmayan çalışan iki kişi için demekteyim;

İşe gidenler için belki sabah kahvaltıları evde yapılmaz gibi. En azından tost benzeri hızlı ve kolay doyumluklar hazırlamak gerek. Hepten aç gidilirse eğer evden bâzen baş dönmesi, bâzen mide bulantıları ve tansiyon düşmesi.  O nedenle en azından bir iki yudum bir şey yiyip evden çıkmak gerek. Yediğiniz kuru ekmek bile olsa bir şeyler yemek. Mide asidi biraz yemekle karşılaşmalı ve kan şekeri az da olsa yükselmeli. 

Size burada özellikle her iki eşinde çalıştığı âilelere bazı kolaylıklar;

Sabah kahvaltıları: Özellikle hafta sonları açık büfeye konulabilecekler; Ekmek, simit,domates, biber, salatalık, salça, reçel, bal, zeytin, peynir, tereyağı, haşlama yumurta, omlet, sucuklu yumurta, salamlı yumurta, sosis, yumurtalı ekmek,patates kızartması, patates kızartmalı yumurta, krep. 20 çeşit oldu yeter gibi.Hepsini koymanıza gerek yok, seçin beğenin içinden. İnanın ki sâdece simit,peynir, domates, biber ve biraz omlet bile yeter doymaya. Hani doymayanları doyurmak için yazıyorum burada anlayın lütfen. Aslında cicim ayları bitmedi ise eşler herhalde birbirlerine bakarlar sabah kahvaltısında sofraya değil. Beş iş günün sonrası birbirlerine hasret eşler ve kahvaltı sofrasında. Cicim aylarım geçti diyorsanız eğer ne diyeyim geçirmeseydiniz veya uzatsaydınız uzatabildiğiniz kadar!  

Pazartesi günü: Pazar gününden yemekler yapın ve dolapta muhafaza edin. Pazartesi akşamı sâdece bunları ısıtarak yiyin. Hem zamandan tasarruf, hem de üşengeçlikten.Pazardan neler yapıp dolaba atabilirim? Veya “Derin dondurucuma neler atılıp hafta içi çıkartılıp yenilebilir? Derseniz eğer işte kısaca biraz tiyolar sizlere;  Her çeşit çorba, pilav, köfte,kadınbudu köfte, şinitzel, fileto tavuklar, tavuk ve et yemekleri, kavurma,bazı sebze yemekleri vs.

Salı günü:Akşam yemeğiniz kahvaltı olsun ne dersiniz. 20 çeşit açık büfeden seçin. Hem hazırlaması kolay hem de toparlaması. Hani az yukarıda yazıldığı gibi. 

Çarşamba günü:Buzdolabında muhafaza ettiğiniz yemeklerden menü yapın kendinize. Hem de hangisini isterseniz onu. Yani bir çeşit yemek, bir çeşit pilav, bir çeşit çorba. Yanına biraz yoğurt koyun, biraz da turşu ve alın size 5 çeşit sofrada ziyafet.

Perşembe günü: Kahvaltıya buyrun lütfen!

Cuma günü: Buzdolabında muhafaza ettiğiniz yemeklerden menü yapın kendinize.

Cumartesi ve Pazar günleri: Tamamen size ve sevgili eşinize kalmış. Ne isterseniz onu pişirin ve yiyin.

Her güne olabilecekler:

-İster hazır çorba, ister derin dondurucuya önceden koyduğunuz çorbalardan her akşam yemeğine bir tabak koyarsanız hem çeşit olur hem de zenginlik.

-Stoklardan pilav çıkarıp sofraya sık sık koyabilirsiniz. Eğer bunu ısıtmak zor oluyor derseniz eğer Mikro Dalga Fırın’a mutlaka gereksinim var bilesiniz.

-Yine her güne olmak üzere; salata, yoğurt, ayran, gazozlar, turşu olabilir unutmayın. Ayrıca markette satılan közlenmiş kırmızıbiber konservesi, patlıcan közlemesi. Ayrıca biraz helva da sofraya konulabilir. Yemekler yağlı ise biraz mideyi bastırır, hem de tatlı isteyene biraz da tatlı olur.  Alın size her güne olabilecek 8 adet yiyecek.  Bunca yiyecekler varken of, puf yapanlara ancak doyma duâ’sı yapmak gerek. 

Dışarıdan alınabilecekler:

Güvendiğiniz yerlerden olmak şartıyla;

-Hazır kızarmış tavuklar, lahmâcun, ekonomik pizzalar’ı ayın belli günlerinde sofranıza eklemeyi unutmayın. Gerçekten pahalı değiller. En azından ekonomik âile boyları…

-Konserve bezelye, bamya vs. Hem kolayca yemeği yapılır hem de vitamin depoları.

-Bazı akşamlar yemek yerine ağırlıklı olarak âile boyu çiğ köfte ve dürümü. Gerçekten nefis gibi.

Derin dondurucuya bolca sigortalık yiyecekler koyun her zaman. Köfte, et yemeği,tavuk kızartması, dolmalıklar, pilav, sigara böreği, vs. Derin dondurucuya neler konunca özellikleri kaybolmuyor öğrenin lütfen.  Bazı yemeklerin lezzeti kayboluyor yoksa.

Evdeki kişilere yetecek kadar yemekleri saklama poşetlerine koyup öyle koyun dolaba lütfen. Derin dondurucuya koyarken mümkün ise sâdece siz görün. Evdekiler her zaman taze zannetsinler. Her zaman taze yemek bulundurmanın sırı bozulmasın yoksa. Yoksa size laf atan bazı kişiler olur kalp kırarcasına. Belki eşiniz,belki Kayınvâlideniz, belki de diğer kişilerden birileri. İşin püf noktası bu yaptıklarınız bilinmesin ve görünmesin size tavsiyemiz.

Günaydın Doktor TV 8 Kanalı. Dr. Sami Öztürk

BEN NİYE ve NEDEN ALLERJİ OLDUM?

Allerji nedir?

“Allerji” ve “astım” günümüzde sık kullanılan kelimeler arasına girmiştir artık.  O kadar çok kimyasal madde ile temasımız var ki (yiyecek, içecek, kozmetik, ilaç, temizlik ve  katkı maddeleri olarak) soluduğumuz havadan tutun da, kullandığımız ve tükettiğimiz birçok nesneye kadar sürekli kimyasallar ile içli dışlı yaşamaktayız. Bu kimyasalların bizlere etkisi ise yıllar içinde allerjik hastalıklar başta olmak üzere birçok hastalığa davetiye çıkardığı bilinen bir gerçektir günümüzde.

“Allerji”, bağışıklık sisteminin farklı tepkilerini tanımlamak için Yunanca “allos” kelimesinden gelmekte ve “astım”da Yunanca kaynaklı bir kelime diye bilinmektedir. Sık hastalanma nedenlerinin başında bağışıklık sisteminde yetersizlik ve allerji gelir mutlaka. Allerji sık hastalanan kişilerde belki de en önemli bir neden. İlaç, gıda allerjisinin yanı sıra polen, ev tozu akarı, ev hayvanı, mantar sporu gibi allerjiler küçümsense bile başa gelince anlaşılır bunların hastalıktaki önemi. Sürekli burun akıntısı, tıkanıklığı, burun kaşıntısı ve hapşırma, allerjik astım nedeni ile nefes alamama veya derimizde sürekli kabartı ve kızartılar (kurdeşen olarak bilinmekte) öyle zaman gelir ki bunaltır bazen hastaları ve ailelerini.

Allerjen madde nedir?

Allerji yapan maddelere “allerjen” denir. İnsanlarda neredeyse hemen hemen her şey allerjiye neden olabilir dense bile allerjen maddelerin büyük bir çoğunluğu organik kökenli maddelerdir. Bunların birçoğu da her gün karşılaştığımız, temas ettiğimiz, soluduğumuz, yediğimiz veya içtiğimiz maddelerdir.

Et, süt, yumurta, fındık, fıstık, balık, deniz ürünleri, bira, şarap, ev hayvanları, ev tozu akarları, mantar sporları, ilaçlar (hemde hiçbir yan etkisi yoktur denen ilaçlar, hatta allerjide kullanılan bazı ilaçlar, bazen çok masum kabul edilen ilaçlar), takılarımız, makyaj malzemelerimiz, hijyen için kullandığımız maddeler, solunan havadaki bazı kimyasallar gibi bir çok madde allerji yapabilmekte artık. Abarttığımız düşünülmesin lütfen. Allerjik bünyeli kişilerde bunların bir kısmı görülüyor maalesef.

Ben niye allerji oldum?

Yıllarca sağlıklı yaşayan kişide allerjik hastalık belirtileri nedensiz birdenbire başlayabilir. Başlama nedenini çoğu zaman bilemeyiz ama tahmin ederiz sıklıkla. Ya şehirde stresli yaşam tarzımız ya da birçok kimyasalla karşılaşma başlatır allerjiyi. Ancak allerjik hastalık başladı mı bazen yıllarca sürer, bazen ise ömür boyu. Bazen hastalar yaşım 50-60 oldu hiç allerjim yoktu şimdi niye başladı? diye sorarlar kendi kendilerine. Aslında çoğu zaman nedenini doktorlarda bilemez veya bulamaz. Bazen şöyle cevap veririz kendilerine. 40 yıl mutlu yaşayan bazı çiftler bazen kavga ederler, ayrılırlar da. Hatta bazen o kadar şiddet uygularlar ki birbirlerine biri mezara gider diğeri hapishaneye. Kimse de anlayamaz ne oldu bunlara diye! Allerji de öyle bir şeydir işte. Bazen bir doyum noktasının aşılması, bazen gereksiz veya aşırı temas, bazen aşırı yüklenme, bazen bir enfeksiyon geçirme,  bazen de nedensiz bir şeyle allerjik hastalık başlayabilmektedir. Maalesef bazı allerjik hastalıklar günler, haftalar içinde geçebilirken, bazıları da yıllarca devam edebilmektedir.

O yüzden kimse ben niye allerji oldum? diyemez, ancak ben neden allerji oldum ve ne yapmalıyım? demeli herhalde. Çocukluk çocuklukta yaşanmalı, erişkinlik erişkin döneminde yaşanmalı. Aşılanma gerekli olduğu kadar hastalanma da gerekli insanlar için. Kişiler hasta oldukça daha dinç olurlar çoğu zaman. Her hastalık o mikroba karşı bir direnç kazandırır aslında bizde. Ancak hastalanmak için gayret sarfetmemeliyiz, sağlıklı olmak için çaba göstermeliyiz sürekli.

Her şey, neredeyse karşılaştığımız her şey allerjik olma potansiyeli taşımaktadır. Kimisi az, kimisi çok. Kimisi hafif, kimisi şiddetli olmak üzere. Bazen et, süt, un, yumurta, domates, bazen pasta, börek, hazır meyve suları, bazen de bir ilaç, arı sokması, bazen polenler, ev tozu akarları, ev hayvanları vs. birçok etken allerji yapabilir insanlarda. Bize düşen görev sağlıklı bir hayat için neler yapılması gerektiğinin öğrenilmesi, yapılabileceklerin planlanması ve uygulanması herhalde.

Allerjik bir hastalığımın olduğunu nasıl anlayabilirim?

Allerjik hastalık belirtileri hastalıklara ve kişilerin özelliklerine göre değişkenlik gösterebilir. Kısaca allerjik hastalığım var mı, yok mu? sorusuna cevap vermek gerekirse;

-Sık olarak hastalanıyor ve bir-iki kutu ilaçla bile tam düzelemiyorsanız, yıl boyu veya ilkbahar ve sonbahar mevsimleri süresince hastalanıyorsanız (sık ve uzun süreli enfeksiyon, nezle, göz nezlesi, sinüzit, uzun süreli öksürükler, nefes darlığı ve hırıltılı solunum, polen mevsimi süresince cilt kaşıntıları) sizde allerjik hastalık olma ihtimali yüksektir.

-Sık olarak vücudunuzun değişik yerlerinde kızarıklıklar, kabartılar (ürtiker=kurdeşen) çıkıyor veya vücudunuzun değişik yerlerinde (dudak, damak, dil, göz kapakları, gövde vs…) şişlikler (anjioödem) oluyorsa sizde bir gıda allerjisi veya değişik bir hastalık olabilir (parazit, hormonal hastalık, vs…).

-Allerjik hastalıklar sık olarak soya bağlı (genetik geçişli) hastalıklardır. Bu nedenle aile bireylerinden birisinde allerjik hastalık olması diğer bireylerinde olma sıklığını arttırmaktadır. Eğer ailenizde allerjik hastalığı olanlar varsa sizlerinde allerjik hastalık yönden incelenmesini öneririz (erken saptanan hastalar her zaman için en iyi hasta grubu olup, tedavileri daha kolay ve hastalığın ilerlemesi sıklıkla daha azdır).

-Öksürük önemli bir astım belirtisidir. Gerek çocuklarda, gerekse yetişkinlerde bazen astımın tek belirtisi de olabilir. Öksürük geceleri, egzersiz ya da gülmeyle, soğuk algınlığı sırasında veya kış aylarında ortaya çıkıyor ve uzun süreli devam ediyorsa astım hastası olabilirsiniz. Bu nedenle muayene olmanızı öneririz.

-Çocuğunuz Kreş’e veya Anaokulu’na başlayacaksa, solunum ve burun ile ilgili şikayetleri azda olsa varsa veya diğer bireylere göre biraz daha fazla ise, ayrıca Kreş’e veya Anaokulu’na başladıktan sonra sık sık hastalanıyorsa bu çocuklarda özellikle ev tozu akarı (mite) allerjisi olabilir. Allerjik inceleme yapılmasını öneririz.

 

ASTIM İLE İLGİLİ İLGİNÇ SORULAR VE CEVAPLARI

Astımla ilgili akla gelen ilginç sorular ve cevapları

1.Ailemde astım var, bende de astım ortaya çıkar mı?

Astımın sebepleri tam olarak anlaşılabilmiş olmamakla birlikte genetik ve çevresel faktörlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Ailenizde astım tanısı olan biri varsa sizde de astım gelişme riski olabilir. Anne ve babanın en az birinde allerjik durum varsa çocuklarda allerji gelişme oranı %30, her ikisinde de varsa çocuklarda allerji gelişme oranı yaklaşık %60-70 civarındadır. Besin allerjisi ve egzama gibi cilt lezyonları olan çocuklarda da astım gelişimi için risk artmıştır. Toz, polen gibi allerjenlere hassasiyet en sık astım sebepleridir ancak astımlı bazı hastalarda allerjen tespit edilememektedir.

2.Astım psikolojik bir hastalık mıdır?

Hayır, astım psikolojik bir hastalık değildir. Ancak bazen stres astım şikayetlerine ve ataklarına yol açabilmektedir. Bu nedenle psikolojik yönünün olduğu düşünülmektedir.

3.Çocukluğumda bende astım yoktu, sonradan astım olduğu söylendi, astım kaç yaşında görülür?

Astım hastalarının yarısından çoğunda 10 yaşından önce astım şikayetleri ve astım atakları görülür, ancak buna rağmen astım heryaşta başlayabilir. Çocukluk çağında başlayan astım ergenlik çağında hafifleyip şikayetsiz bir dönem görülebilir. Ancak erişkinlikte tekrarlama eğilimindedir.

4.Astım hastasıyım, ancak her zaman şikayetlerim olmuyor ya da olsa bile aynı şiddette olmuyor,  neden bu kadar farklılık gösteriyor?

Astım atak veya şikayetlerine yol açan faktörlere astım tetikleyicileri adı verilir. En sık allerjenler ve enfeksiyonlar (özellikle viral enfeksiyonlar) sebep olmakla birlikte, özellikle soğuk havalar, egzersiz, parfüm ve spreyler, hava kirliliği veya sigara dumanı gibi zararlı gazlar, hava değişiklikleri, allerjik bünyelerde bazı besin ve ilaçlar tetikleyici faktör olabilmektedir.  Bazen bu tetikleyicilerden biri ile astım şikayetleri başlamakta iken bazen bir kaçına birden maruz kalınmaktadır. Buda şikayetlerin daha fazla ve şiddetli oluşmasına sebep olabilmektedir. Şikayetlerinizin tekrarlamasının bir nedeni de uygun şekilde ve dozda tedavi kullanmıyor olmanızdır.

5.Astımdan kurtulabilir miyim?

Astım tedavi ile tam kontrol altına alınabilen kronik bir hastalıktır. Hafif astımlıların bir kısmı uygun tedavi ve allerjenlerden korunma ile tamamen iyileşebilmektedir. Kontrol altında uygun tedavi, kontrol önlemlerini almış ve yaşam tarzı değişiklikleri yapmış olan hastalarda astım çok uzun yıllar şikayet oluşturmadan tam tedavi edilmiş kadar rahat seyredebilir. Ancak gelecekte tetikleyiciler ile karşılaşıldığında hastalığın tekrar ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır.

6.Astım bulaşıcı, yani mikrobik bir hastalık mıdır?

Hayır, astım bulaşıcı bir hastalık değildir. Yani mikrobik bir hastalık değildir.

7.Astım hastaları nerelerde yaşamalıdır?

Astım hastaları için yerleşim olarak ideal bir yaşam alanından söz etmek mümkün değildir. Çünkü pek çok tetikleyici faktör vardır ve bu faktörler kişisel olarak farklılıklar gösterir. Ancak polen, ev tozu akarı gibi allerjenlere karşı hassasiyet mevcutsa yüksek irtifalarda ve denizden uzak nemin az olduğu bölgelerde bu allerjen seviyelerinde azalma izlendiği için bu bölgelerde yaşamak şikayetlerin azalması açısından yararlı olur.

8.Astım çalışmaya engel midir?

Mesleksel astımı olanların mutlaka allerji yapmayan meslek dallarında çalışmaları önerilir. Astımı mesleksel değilse işte çalışmaya engel bir durum bulunmaz. Tedavi altındaki astım çalışmaya engel değildir.

9.Astım hastası olarak evde hayvan besleyemez miyim?

Allerjik astımınız varsa evde kedi, köpek ve kuş gibi tüylü hayvan beslemeniz önerilmez. Ancak bu hayvanlara karşı bir allerji tespit edilmedi ise beslemenizde sakınca yoktur. Önerimiz yatak odasına bu hayvanların sokulmaması ve genel temizliğin tam yapılmasıdır.

10.Astım hastaları spor, egzersiz yapamaz mı?

Astım egzersiz ile tetiklenebilmekle birlikte bu egzersiz yapmaya engel değildir. Öncelikle astımınızın kontrol altında olduğundan emin olmalısınız. Bazı egzersizlerden önce doktorunuz size egzersiz öncesi ek tedaviler (aktivite yaparken sıkışmanızı engelleyen ilaçlar)  almanızı önerebilir. Egzersizlere başlamadan önce ısınma hareketleri yapmak egzersiz ile tetiklenen astıma engel olabilir. Koşu içeren egzersizler artan solunum sayısı ile birlikte kuru hava maruziyetine bağlı astımı tetikleme riski daha yüksekken, yüzme, aerobik, yoga gibi egzersizlerde bu durum daha az sıklıkta görülür.

11.Astım hastaları mutlaka düzenli tedavi kullanmalı mıdır?

Astım hastaları hastalıklarının şiddetine ve tedavi ile astımın kontrol altında tutulabilmesine göre gereken dozda tedavi kullanırlar. Bunlar içerisinde yalnızca gerektiğinde tedavi kullanan ve yaşam tarzı değişiklikleri (allerjenlerden kaçınma gibi) önerilen tedavisiz astım hastaları da vardır. Astımınız kontrol altında olduğu sürece periyodik kontrollerde doktorunuz tedavinizi azaltabilir, belli bir süre kesebilir veya gerekli olduğu durumlarda artırabilir.

12.Astım yorgunluk ve unutkanlık yapar mı?

Tam kontrol altındaki astım yorgunluk ve unutkanlığa sebep olmaz, ancak astımınız kontrol altında olmadığı durumlarda oksijensiz kalmaya bağlı olarak yorgunluk ve unutkanlık olabilir. Ayrıca allerji haplarının bazıları ile baharda polen allerjisine bağlı “bahar yorgunluk sendromu” görülebilir.

13.Kortizon içeren (kortikosteroid) ilaçlar kullanıyorum, zararlı bir tedavi midir?

Birçok tedavi gibi kortizon içeren ilaçların da bazı yan etkileri vardır. Ancak kemik erimesi, katarakt gibi uzun süreli tablet veya iğne şeklinde kullanılan kortizon tedavilerinde görülen bu yan etkilerin hava yolu ile (inhale) kullanılan kortizon tedavilerinde görülmesi beklenmez.  Ancak ses kısıklığı, ağız içerisinde yaralar ve mantar enfeksiyonları gibi yan etkiler inhale kortizon kullanımına bağlı olarak görülebilir. Uygun inhalasyon tekniği kullanılması, her kullanım sonrası düzenli bir şekilde ağız ve boğazı biraz su ile gargara yapmak bu yan etkileri belirgin şekilde azaltır.

14.Astım hastalığım KOAH’a (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) döner mi?

Astım ve KOAH benzer şikayetlere (nefes darlığı, öksürük gibi) yol açmaları nedeniyle benzer hastalıklar olarak düşünülse de iki farklı hastalıktır. KOAH sigara içenlerde görülen ilerleyici karakterde ve tedavisi zor bir hastalıktır. Ancak astım hastaları sigara içmeleri halinde aynı zamanda KOAH hastası da olabilirler. Bu durum tanı ve tedavide zorluklar yaşanmasına sebep olur. Astım hastalarının bir kısmı (özellikle sigara içenler ve mesleksel nedenler olmak üzere) KOAH hastalığına da yakalansa bile genellikle farklı iki hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır.

15.Ben kendimi çok iyi hissediyorum, bazen şikayetlerim oluyor, ancak tüm tahlilerim ve filmlerim normal çıkıyor. Ben astım hastası değil miyim?

Astım tanısını kesin olarak koyduracak herhangi bir kan ve film tetkiki yoktur. Astım ataklar halinde seyreden ve ataklar dışında genellikle tüm muayene bulguları normal olabilen bir hastalıktır.  Astım tanısı kişiye ait uygun tıbbi öykü, şikayetler, muayene bulguları ile solunum fonksiyon testi adı verilen (ilaçlı veya ilaçsız) bir takım üfleme testleri ile konulur.

16.Astım hastaları gebe kalamaz mı?, gebelikte ilaç kullanmam doğru olur mu?

Gebelikte astım kötüleşebileceği gibi değişmeyebilir ya da tama yakın iyileşebilir.  Ancak sorunsuz bir gebelik ve sağlıklı bir bebek için gebelikte astım kontrolü şarttır. Astımın kontrol altında tutulmasını sağlamak amacıyla gebelikte zararlı olmayan ve güvenle kullanılabilecek tedavilerin doktor gözetiminde periyodik kontrollerle kullanılması gerekir.

17.Astım hastaları ameliyat olamaz mı?, anestezi almam sıkıntı oluşturur mu?

Astım hastalarının ameliyat öncesi yapılacak ameliyatın türüne göre mutlaka bir uzman tarafından görülmesi, bazı tetkiklerin yapılması ve gerektiğinde ameliyat öncesi ve sonrasında bazı ek tedavilerin planlanması gereklidir. Bazı ameliyatlar astım hastaları için düşük riskli iken astımı kontrol altında olmayan bazı hastalarda operasyon yüksek riskli olup acil durumlar dışında bazı ameliyatlar belli bir süre ertelenebilir.

  1. Astım hastaları hastalandığında yoğun bakımlık olabilir mi?

Astımlı hastalar düzenli takip edilmediği, yani astımları kontrol altında olmadığı dönemlerde özellikle ağır astımlı olanlar risk altındadırlar. Ağır bir astım atağı geçirerek hastalar yoğun bakımlık olabilir. Yaşam destek ünitelerine de bağlanmak zorunda kalabilir. Yaşam destek ünitesine solunum enfeksiyonu dışındaki nedenlerle bağlanan hastalarda bile risk çok yüksek iken solunumun makinaya bir anlamda bağlı kaldığı ağır astımlı hastalarda yaşam riski daha yüksek olacaktır. Hastanın enfeksiyon kaynağını ortaya çıkarmak için yapılan değişik kültür araştırmaları her ne kadar hastanın hayata tutulmasını sağlasa bile risk grubu içinde yer almaları istenmeyen sonuçların doğmasına neden olabilir.

  1. Astım hastaları enfeksiyonla karşılaşmalarında neler yapılmalı?

Astım ataklarının büyük bir kısmı enfeksiyon dışı nedenlerle ortaya çıkmaktadır. Ancak enfeksiyon araştırması her zaman için önemlidir. Ateş, sıklıkla ağız ve burundan sarı, yeşil renkli sekresyonların geldiği enfeksiyon durumlarında tedaviye katılan doktorlar tarafından yapılacak radyolojik, biyokimyasal, mikrobiyolojik ve destek terapileri ile hastaların iyileşmesine çalışılmaktadır. Önemli olan hastanın doktor kontrolünde olmasıdır.

ALLERJİSİ OLAN KİŞİLER VE EV HAYVANI BESLEME İSTEĞİ

Allerji ve ev hayvanı besleme

Ev içi hayvanlar sık görülen allerjen kaynaklarındandır. Günümüzde ev hayvanı besleme alışkanlığı arttığından dolayı ev içi hayvanlara bağlı allerji görülme sıklığıda artmaktadır. Astım hayvanların epitelleri, tükrük ve idrarlarında bulunan proteinler ile tetiklenir. Allerjenler, hayvanların idrar ve salyalarında bulunur ve tüylerine yapışır. Tüysüz ve kürksüz hayvanlardan balık ve kaplumbağalar genellikle allerjiye neden olmazlar. Ancak bu tür hayvanları beslemede kullanılan besin artıkları biriktikçe ev tozu akarları ve küf mantarları için ideal bir besin kaynağı oluşturabileceği unutulmamalıdır.

Ev hayvanına karşı allerji varsa bu hayvanın evden uzaklaştırılması ilk tedavi şeklidir. Evden uzaklaştırılamayan hayvanlar ise yatak odasına asla sokulmamalıdır. Ev içinde hayvanlar yatak odası, oturma odası gibi sık kullanılan ortamlara sokulmayarak korunma yöntemine gidilebilir. Ancak hayvanlar bu ortamlardan uzak tutulsa da epitellerin hava yolu ile yayılma ve elbiselere yapışarak uzun süre kalabilmesi ve bu şekilde ev içi diğer ortamlara taşınması nedeni ile ideal ve etkin bir tedavi ve korunma yöntemi değildir.

Astımlı hastalarda herhangi bir tür hayvana duyarlılık varsa eve alınacak diğer ev hayvanlarına da duyarlık gelişebilir. Bu nedenle ilk önerimiz allerjik astımı olanların evde hayvan beslememeleridir.

 

***

 

Başlıca Korunma yöntemleri;

 

– Evde allerjik kişi varsa, eve o hayvanı almamak en doğru olanıdır.

– Hayvanın evden uzaklaştırılamadığı durumlarda ev hayvanlarının sık yıkanması, yatak odasına sokulmaması, evde halı ve kumaş kaplı mobilyaların azaltılması önerilir.

– Kedi ve köpek allerjenleri giysiler ile taşınabildiğinden temas sonrası kıyafetler değiştirilmelidir.

– HEPA (yüksek partikül etkinlikli hava filtresi) hava temizleyiciler kullanılabilir ancak bu tip cihazlar sadece havada uçan epitelleri vakumlayabilir. Ev içi eşyalar üzerine yapışmış epitelleri çıkartamayabilir.

– Allerjide allerjenden kaçınma en önemli korunma yöntemidir. Bu anlamda hiç bir yöntem hayvanın uzaklaştırılması kadar etkili değildir.

– Özellikle kedi epitelleri haftalar, hatta aylarca ortamda kalabilmekte, halı koltuk takımlarının dokusuna yapışabilmektedir. Bu nedenle ev hayvanları evden uzaklaştırıldıktan sonra ev içinde kapsamlı bir temizlik yapılmalıdır.

İLAÇ ALLERJİLERİ

İlaç allerjileri

İlaç allerjisi, ilaçların istenmeyen etkilerinden birisidir. İlaç allerjileri bağışıklık sistemi tarafından geliştirilen aşırı duyarlılık reaksiyonlarıdır. Bağışıklık sistemi önce ilacı tanır, tekrarlayan kullanımlar sonrasında da allerjik reaksiyon gelişmesine neden olur. Bu olaylar aynı ilacı kullanan her bir birey için aynı değildir. Aynı ilaç bir kişide allerjiye neden olurken diğer bir kişide allerjik reaksiyon oluşturmamaktadır. İlaç allerjilerinin gelişmesinde birçok faktör sözkonusudur ve bu faktörler çoğu kez her birey için farklıdır. Teorik olarak her ilacın allerjik reaksiyon oluşturma kapasitesi vardır. Çünkü ilaçlar bağışıklık sistemi için “yabancı” olan maddelerdir. Ancak yine de ilaç allerjileri sanıldığı kadar sık gözlenen reaksiyonlar değildir. Ayrıca ilaçlarla gelişen her reaksiyon allerji değildir. Kullanım dozlarında görülebilen çeşitli yan etkiler, yüksek dozlarda kullanımlara bağlı istenmeyen etkiler ve bazı özel durumlarda ortaya çıkan reaksiyonlar da çoğu kez hatalı olarak “allerji” olarak yorumlanmaktadır.

İlaç allerjilerinin belirtileri nelerdir?

Hastalarda çok değişik bulgular oluşabilir. Ciltte kaşıntı, kabartılar, vücudun değişik yerlerinde şişlikler en sık görülen belirtilerdir. Bu bulguların yanısıra gözler, alt ve üst solunum yolları, kalp ve damar sistemi, mide, bağırsak, sinir sistemi gibi birçok sistem hastalığa eşlik edebilir.

Anafilaksi (allerjik şok) nedir?

Nadir de olsa tüm sistemlere ait bu bulgular hepsi birarada görülebilir ve anafilaksi olarak adlandırılır. İlaç allerjilerinin en ağır formudur.

Hangi ilaçlar allerjiye neden olur?

Tüm ilaçların allerjiye neden olma potansiyeli vardır.

İlaç allerjisi geliştiğinde neler yapılmalıdır?

İlk yapılması gereken şey o ilacı kullanmayı hemen bırakmak ve bir doktora müracat etmektir.

 

İlaç allerjileri nasıl tedavi edilir?

İlaç allerjilerinde ortaya çıkan bulguların bir kısmı zaman içerisinde kendiliğinden kaybolur, bazıları ise uygun ilaçlarla tedavi gerektirir. Ancak ilaç allerjisini tamamen ortadan kaldırmak neredeyse mümkün değildir. Yani bir ilaca karşı bağışıklık sistemi aşırı duyarlılık geliştirmiş ise, o ilacın her alımında aynı ya da benzer şekilde allerjik reaksiyon ortaya çıkacaktır. Bu nedenle ilaç allerjilerinde tedaviden ziyade korunmadan bahsetmek daha uygundur. Pratikte allerji yapan bir ilacın bir daha kullanılmaması en akılcı yöntemdir. Bazı ilaçlara karşı allerji durumu tamamen geçebilir. Ancak yapılması gereken asıl önemli konu ilaç allerjilerinde doktora danışmadan allerji yapan veya yaptığı düşünülen ilaçların kullanılmamasıdır.
***

İlaçlar arasında çapraz reaksiyon ne demektir?

İlaçlar kimyasal maddelerdir. Bazı ilaçların kimyasal yapısı birbirine benzemektedir. Bu nedenle allerjiye neden olan ilaçtan isim olarak farklı da olsa, kimyasal yapısındaki benzerlikten dolayı başka bir ilaçta aynı şekilde allerjik reaksiyona neden olabilir. Buna çapraz reaksiyon denir. İlaç allerjisi olan hastalara reçete yazarken çapraz reaksiyon veren ilaçlar da gözönünde tutulur.

***

İlaç allerjilerinin tanısında neler yapılabilmektedir?

Modern tıp solunum yolu allerjilerine neden olan polenler, ev tozu akarları gibi allerjenleri allerji testleri ile tespit edebilmektedir. Ancak aynı şey ilaçlar için geçerli değildir. Çünkü ilaçlar vücuda girdikten sonra birtakım biyolojik olaylara maruz kalır ve kimyasal yapıları değişime uğrar. Bağışıklık sistemi tarafından aşırı duyarlılık gelişimi ise bundan sonraki basamaktır. Bu nedenle ilaçlarla test yapabilmek için vücutta değişime uğramış bu yeni yapının elde edilmiş olması gereklidir. Bugün için test maddesi olarak kullanılabilecek ilaç molekülü birçok ilaç için mevcut değildir. Bu nedenle başta penisilinler olmak üzere, sınırlı sayıda birkaç ilaç için deri testi yapabilmek mümkündür. Ayrıca ilaç spesifik IgE tetkikleri de belli ölçüde ilaç allerji tanısı konulmasında yardımcı olmaktadır. İlaç allerji deri testi ile ilaç spesifik IgE tetkiklerinin Allerji Uzmanları tarafından değerlendirilmesi çok önemlidir. Testlerde yalancı pozitiflik ve negatifliklerin olabileceği unutulmamalıdır. Hastanın ilaç allerji öyküsü ile laboratuar tetkik sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.

***

İlaç allerjisi olan hastalarda sık karşılaşılan sorunlar

Bir ilaca karşı allerjisi olan hastalar, bu ilaçla çapraz reaksiyon vermeyen başka bir ilacı rahatlıkla kullanabilir. İlaç allerjisi konusunda doğru ve yeterli bilgi verilmeyen hastalar çoğu kez tatmin olmamakta ve değişik sağlık merkezlerine başvurarak gereksiz yere zaman ve ekonomik kayba uğrarlar. Hastaların allerjiye neden olan ilaçların ismini doktora bildirebilmesi kesin tanı konulmasında en önemli olanıdır.

***

Penisilin allerji testi

Penisilinler toplumda sık olarak allerjik reaksiyonlara neden olan ilaç grubundandır. Daha önce penisilin hiç kullanmamış kişilerde penisilin allerjisi olmaz. Ancak daha önce kullanmış ise ve duyarlılık gelişmiş ise bu kişilerde allerjik reaksiyonlar meydana gelebilir. Burada penisilin allerjileri konusunda yapılması gerekenleri anlatacağız.

  1. Uygulanacak penisilin ilacının biraz sulandırılması yolu ile cilt altına yapılan testler doğru değildir. Test yapılması gerekli ise mutlaka özel test solüsyonları ile yapılmalıdır.
    2. Daha önce penisilin allerjisi tanımlamayan ve penisilin kullanmış kişilere test yapılması gerekli değildir. Tek önerimiz penisilinli enjeksiyon ilaçlarının doktor bulunan ve olası allerjik reaksiyon gelişmesi durumunda gerekli müdahele önlemlerinin alındığı ortamlarda yapılması ve işlemden sonra bir süre bu ortamda olası reaksiyonlara karşı beklenilmesidir.
  2. Uzun süreler penisilin kullanılsa ve allerjik reaksiyonlar gözlenmese bile ilerleyen dönemlerde allerjik reaksiyon ihtimali çok azda olsa vardır. Yani allerji gelişme olasılığı çok çok az bile olsa her hastada vardır. Allerjik bünyeli olan kişilerde bu oran daha fazladır. Yapılması gereken şey ise doktor önerisi ile ilaç kullanmak ve özellikle enjeksiyon ilaç kullanımını hastane veya doktor bulunan sağlık merkezlerinde yaptırmaktır.

 

 

GIDA ALLERJİLERİ

Gıda allerjileri önemli bir allerji çeşitidir. Çok sevilen veya düzenli olarak hergün yenilen veya soframıza konulan gıdaları yiyememek aslında bazen çok üzüntü vericidir. Başlıca gıda allerjilerinden şu gıdalar sorumludur: çocuklarda süt, yumurta, yer fıstığı, balık ve fındık; erişkinlerde ise yer fıstığı, fındık, balık ve kabuklu deniz hayvanları. Bu değişkenlik aslında normaldir. Her yaş grubunun tükettiği ve sık karşılaştığı gıdalar farklı farklıdır. Her yeni karşılaşma bazen allerjiyi de tetikleyebilmektedir.

Besin allerjileri bebeklik, çocukluk döneminden ve hatta anne karnından başlayarak görülebilmektedir. Ailesinde allerji öyküsü (allerjik rinit, astım, besin allerjisi veya egzama) olan bebeklerin yaşamlarının ilk 5-7 yılı içinde besin allerjisi ortaya çıkma riski %20 oranındadır.  Ailesinde allerji öyküsü olan bazı bebeklerde anne sütündeki ufak miktarlardaki allerjenlerin alınması yolu ile besin allerjisi gelişebilir. Allerji riski olan bebekler formül mamalardaki inek sütü ve soya proteinlerine karşıda allerjik hale gelebilirler.

Besin allerjisi belirtileri: Besin allerjilerinde en sık rastlanılan belirtiler bulantı, kusma, cilt kızarıklıkları, ürtiker, kramp tarzında karın ağrıları, ishal, astım atakları, öksürük, burun akıntısı, tıkanıklığı ve hapşırma şeklindedir.

Süt çocukluğunda besin allerjisinin en sık nedenleri süt, yumurta ve soyadır. Son zamanlarda yer fıstığı ürünlerinin çok erken yaşlarda çocuklara verilmesi sonucu yer fıstığı allerjisi de görülmeye başlamıştır. Bebeklerin beslenmesinde önerilen durum bebeklerin ilk 6 ayında sadece anne sütü ile beslenmesidir. Sıklıkla allerjiye neden olan bazı besinler ise; inek sütü, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünleri, kabuklu ve yağlı kuru yemişler, tahıllar, etler, meyve ve sebzeler, kuru baklagiller, baharatlar olarak sıralanmaktadır.

Besin allerjilerinin tanısı : Besin allerjisi tanısı konulmasında laboratuar çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle tanı için yapılan testler arasında besin kaydı tutmak çok önemlidir. Bir yiyecek günlüğü tutmak ve aldığınız tüm yiyecekleri ve ilaçları yazma çoğu zaman allerjen gıdalar hakkında yorum yapmamızı kolaylaştırmaktadır. Tanı için deri testleri ve kanda şüpheli besinlere karşı antikor bakılması çok yardımcı olur. Tanıya gitmede bazen şüpheli besinlerin diyetten tamamen çıkarılması (eliminasyon diyeti) yardımcı olabilir.

Besin allerjisinde tedavi: Tedavide ilk aşama tespit edilen veya şüphe edilen gıdaların diyetten çıkarılmasıdır. Başlangıçta besin allerjisini oluşturabilecek büyük bir grup diyetten çıkartılır ve belli bir süre sonra bu besinler diyete tek tek eklenir. Eliminasyonun yetmediği veya allerjik bulguların olduğu dönemlerde ise allerji ilaçları kullanılabilir.

***

İnek sütü allerjisi

İnek sütünde, süt allerjisi olan kişilerde reaksiyona sebep olabilecek 25 adetten fazla farklı protein bulunmaktadır. Bazıları bu proteinlerden sadece birine allerjik tepki gösterirken, bir çokları proteinlerin bir çoğuna allerjik tepki gösterir. Keçi sütü de aynı proteinlerin bir çoğunu içermektedir. Bu nedenle, süt allerjisi olan kişilerin bir çoğu, memeli hayvanlardan elde edilmiş sütlerden uzak durmalıdırlar. Anne sütüne karşı allerjik tepki gözlenmez. Ancak anne inek sütü kullanıyorsa inek sütü proteinleri çocuğa anne sütü ile geçip allerjik reaksiyona neden olabilir.

Belirtiler: Süt allerjisinde hangi belirtilerin oluşacağı oldukça bireyseldir. Bu belirtiler bazılarında hafif ve zararsız olurken, bazılarında en ufak miktardaki süt bile çok ağır allerjik tepkilere sebep olabilir. Mide ve bağırsak yollarında görülen rahatsızlıklar oldukça yaygındır. Ancak, ağız ve boğaz kısımlarında görülen kaşınmalar, mukozadaki şişkinlik ve nefes darlığı aynı yaygınlıkta görülen belirtilerden değildir. Deride egzama alevlenmesi ve kurdeşen çocuklarda daha yaygındır. Çocukta kısa zamanda tolerans gelişebilir. Bazıları daha bir buçuk yaşında iken allerjiden kurtulur ve birçoklarında allerji çocuk 3 yaşlarında iken kaybolabilir.

Teşhisin konulması: Süt allerjisinin olup olmadığından tam emin olmak için, süt belli bir süre için kullanılmamalıdır ve daha sonra tekrar kullanılmalıdır. İnek sütü allerjisinden dolayı süt içemeyen çocuklarda inek sütü allerjisinin geçip geçmediğini belirlemek için doktor kontrolünde inek sütü verilebilir.

Süt yerine neler kullanılabilir?

– İçecekler: Küçük çocuklar sütün yerine geçebilecek, allerjili kişiler için özel olarak hazırlanmış maddeleri kullanmalıdır. Bunlar eczaneden satın alınabilir. Genç ve yetişkinler pirinç sütü, yulaf sütü, soya sütü gibi süt benzeri içecekleri kullanabilir. Pirinç sütü ve yulaf sütü yemek hazırlanmasında rahatlıkla kullanılabilir. Susuzluk anında ve yemekte, gazlı içecekler yerine doğal içeceklerin tüketilmesi tavsiye edilir.

– Yemek hazırlarken: Eczaneden temin edebileceğiniz sütün yerine geçebilecek maddeler yemek hazırlanmasında kullanılabilir. Ne tür yemeğin yapılacağına bağlı olarak pirinç, soya, hindistan cevizi veya yulaf sütü kullanılabilir.

– Diğer süt ürünleri: Peynir, margarin, yağ, yoğurt, kaymak, dondurma veya ekşi krema kullanılamaz. Ancak yaygın süt ürünlerinin yerine kullanılabilecek soya, ayçiçeği ve bitkilerden elde edilmiş diğer ürünler ve süt içermeyen margarinler bulunmaktadır.
– Gıda maddeleri: B vitamini, kalsiyum, protein ve enerjinin önemli kaynağı süttür. Sütten kaçınıldığı zaman genellikle kalsiyum ilavesinden yararlanmak gereklidir. Günlük beslenme gerekli enerji ve gıda maddelerini içerecek şekilde dengeli olmalıdır. Sütün kullanılmaması durumunda diğer yağ ve protein kaynaklarının çocuğun günlük besinine dahil edilmesi gereklidir.
Süt proteini nerelerde bulunur?

Süt, bir çok hazır gıda maddesinde ve yemek ürünlerinde bulunmaktadır. Bu nedenle ürün satın alırken etiketinde yazılı malzeme listesini okumanız önemlidir. Bir ürünün hazırlanmasında eğer süt kullanılmış ise, bu ürünün etiketinde belirtilmiş olacaktır. Kakao yağının diğer normal yağlar ile herhangi bir ilgisi yoktur ve güvenle kullanılabilir.

Beslenme Nasıl Olmalı?

Süt allerjisi saptanan bir bebek için en iyisi anne sütüdür. Ancak annenin süt ve süt ürünlerini beslenme programından çıkarması gerekecektir. Annenin beslenmesi doktor ve diyetisyenin önerileriyle düzenlenir.  Mama ile beslenen bebeklerde soya bazlı mamalar denenecek, ancak buna da allerjik ise hipoallerjen olarak adlandırılan özel bazı mamalara geçmek gerekecektir.  Allerjisi devam eden daha büyük çocuklarda, doktorun önerdiği süre boyunca süt ve süt ürünleri diyetten çıkarılır. Sonra uygun zamanlarda, allerjinin kaybolup kaybolmadığına bakılır.

***

Histamin içeren gıdalar ve allerji

Allerji testinde bir şey çıkmayan özellikle gıda allerjili (ürtiker=kurdeşen, anjioödem, anafilaksi vs.) hastalar için bazı tedavi ve korunma yaklaşımları vardır. Allerji testinde bir şey çıkmayan hastaların allerji nedeni olarak gıdalardaki boya ve katkı maddelerinin yanısıra histamin içeren ve allerjik belirti yapma potansiyelli gıdalar gelmektedir. İçeriğinde aşırı histamin olan (biyojenik amin=vazoaktif amin olarak ta adlandırılır) bu gıdalar allerjik hastalık belirtilerini ortaya sık olarak çıkarmaktadır. Allerji testinde bir şey çıkmayan allerjik yakınmalı hastalara 3-6 ay gibi boya katkı maddeli gıdaların yanısıra içeriğinde fazlaca histamin içeren gıdaları tükettirmeyerek hem korunma, hem de allerjik reaksiyonun oluşması belli bir ölçüde önlenebilmektedir. Bu gıdaları sıralayacak olursak; Çilek, balık, domates, çay, kahve, bira, şarap, peynir (özellikle eski kaşar), avokado, muz, patates, kuru meyveler, gazlı içecekler, et ürünleri (salam, karaciğer, janbon), mayalı ekmek ve kekler, sebzeler (patlıcan, ıspanak, domates), meyveler (kivi, ahududu, erik, papaya, greyfurt, ananas), sülfit içeren ürünler (bazı hazır gıdalar, bazı göz damlaları ve bazı ağrı kesici ilaçlar), mono sodyum glutamat içeren ürünler (gıdalara tat verisi olarak konmakta), tartrazin (sarı renkli gıda boyası), benzoat ve parabenler (hazır gıdalarda bulunmakta), sodyum nitrit ve nitrat (sucuk, sosis, salam gibi et ürünlerinde bulunmakta), sirke ve sirkeli soslar.

 

ALLERJİDEN KORUNMA YOLLARI NELERDİR?

Allerjiden korunma  

1.Diyet ve beslenme

Her mevsimde allerjik hastalık görülse bile yaz aylarında allerjik hastalık görülme sıklığı daha fazladır. Bunun nedeni tükettiğimiz gıdalardan da kaynaklanmaktadır. Genetik şifresiyle oynanmış gıdalar (GDO’lu gıdalar) allerjik hastalıkları tetiklemekte ve allerjinin artık çağımızın hastalığı haline gelmesine neden olmaktadır. Allerjik hastalıklardan korunma yolu doğal beslenmeden geçmektedir. Allerjik hastalıklardan korunmak için yapılması gerekenlerin başında doğal beslenmek, her gıdanın mevsiminde alınması ve turfanda meyve sebzelerden uzak durulması gelmektedir. Neredeyse tüm gıdaların GDO’su ile oynanmaktadır. Tarım ilaçları ve genetiği değiştirilmiş gıdalar allerjiyi tetiklemektedir.

Doğal gıdaların dışında boya ve koruyucu madde allerjileri ile içeriğinde aşırı histamin=biyojenik amin içeren gıdalarda allerjik reaksiyonları tetiklemektedir. Allerjinin en sık olduğu dönemlerin başında ilkbahar ayları geliyor. Çünkü polenler etrafa saçılıp bizlerle teması artmaktadır. Allerjik nezle, astımın yanısıra cilt kaşıntıları ile kurdeşen denen allerjik reaksiyonlara da yol açabilmektedirler.

Allerji aynı zamanda genetik bir hastalıktır. Bazı ailelerde “atopi” yani allerjiye bir yatkınlık bulunmaktadır. Bu tip bir ailenin çocuğunun daha küçük yaştan itibaren allerjen maddelerden uzak durması önerilmektedir.

İnsanlarda sıklıkla allerjiye neden olan besinlerin allerjik bünyeli kişilerde iyice bilinerek bu gıdaları normal ölçüde tüketmeleri önerilir. Bunlar arasında; İnek sütü, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünleri, kuruyemişler, tahıllar, etler, meyveler, sebzeler, kuru baklagiller, baharatlar, çikolata, bal ve bazı pastörize içecekler gelmektedir. Süt ve yumurta gibi bazı besinler, meyve ve sebzelere göre daha sık allerjik reaksiyona neden olur. Yer fıstığı ve ağaç fıstığı diğerlerine göre daha ciddi reaksiyonlara neden olabilir. Bazı besinler özellikle erken çocukluk döneminde allerjik reaksiyonlara neden olurken (12-24 ay inek sütü allerjsi), bazıları ise hayat boyu devam edebilir (fıstık allerjisi gibi).

2.Hijyen

Gelişmiş ülkelerde allerjik hastalıkların görülme oranı neden gelişmemiş ülkelerden en az 5 kat ya da da fazla yüksektir. Ayrıca dünya genelinde allerjik hastalıkların görülme oranı geçmişe oranla büyük bir oranda artmaktadır. Bunun nedeni olarak ta aşırı hijyen olarak düşünülmektedir. O kadar temiz ve steril ortamlarda yaşıyoruz ki, bağışıklık sistemimiz artık savaşacak mikroorganizmalarla karşılaşmadığı için gitgide tembelleşiyor. Önerilen çocuklukta çocuk gibi yaşamak, bazen toprağa bazen çamura bulaşmak. Normal hijyen kuralları dışına çıkmadan, aşırıya kaçmadan, aşırı kimyasallara bulaşmadan yaşamak önerilmekte.

3.Sigara

Sigara daha çok astım ve KOAH gibi akciğer hastalıklarının oluşmasında ve bu hastalığa sahip olan kişilerin hastalıklarının alevlenmesinde rol oynar. Ayrıca allerjik bünyeli kişilerde uygulanan tedavilerin etkisinin biraz da olsa etkisini azalttığı veya geciktirdiği (enfeksiyonun geç iyileşmesi, akciğerlerde biriken balgamın hemen atılamaması gibi) bir gerçektir.

 4.Antiallerjik ürünler

Allerji tedavisinde (allerjik astım, nezle, sık hastalanma olarak) tedavinin ilk şartı allerjiden korunmadır. Ne kadar allerji ilacı içerseniz için eğer allerjiden korunma önerilerine gerekli hassasiyeti gösermez iseniz tedaviniz hep eksik kalacak ve hiçbir zaman tama yakın iyileşmeyeceksiniz. Başlıca korunma yöntemleri yani antiallerjik ürünleri sıralayacak olursak:

Antiallerjik ürünler; antiallerjik yatak takımları (yastık, yorgan, yatak kılıfları), hava temizleme cihazı, antiallerjik elektrik süpürgeleri, antiallerjik spreyler ve nem alma cihazlarıdır. Bu cihazlardan hangilerinin sizler için yararlı olacağı doktorlarınızca size mutlaka önerilecek olup elden geldiğince korunma yöntemlerine dikkat etmeniz önerilir. Bu cihazların özellikleri internet sitelerinden kolayca öğrenilebilir.

 Ev içi ve dışı allerjenlerde korunma yolları

  1. İç ortam allerjenleri: Ev tozu akarı, hayvan allerjenleri (kedi, köpek ve kuş gibi), hamam böceği, mantar sporları
  2. Dış ortam allerjenleri: Polen, mantar sporları, hayvan allerjenleri

Ev tozu akarından korunma yolları:

Ev tozu akarı için;

  • Her sabah uyanma, ev temizliği (ev temizleyenler için) ve tozlu ortamda bulunma sonrasında burnunuzu çeşme suyu ile temizleme büyük oranda allerji yükünü ve allerjik belirtileri azaltacaktır. Yani günde 3-5 defa gibi su ile yapılan burun temizliği sonucu burunda uzun süreli yerleşen allerjen yükünü (neye karşı allerjiniz varsa) azaltacak ve hastalık yakınmalarınız azalacaktır.
  • Ev temizliği yaparken (temizlik yapan kişi için) eczaneden temin edilebilecek basit bir ağız burun maskesi oldukça koruyucu olacaktır. Temizlik sonrası evde bulunan tüm ev tozu allerjisi olan bireylerin burunlarını da su ile yıkamaları önerilir.

Nem Durumu: İdeal bina içi sıcaklık 19-23 °C ve göreceli nem oranının %40-60 olmasıdır. Bina içi nem oranının %70’ten fazla olması ev tozu akarı ve küf mantarı allerjisini arttırır. Nem oranı çok yüksek olan yerlerde yaşayanlarda nem giderici özel cihazlar medikal firmalardan temin edilebilir (özellikle astımı olanlar için).

Hamam böceğinden korunma yolları:

Hamam böceği allerjisi özellikle apartman gibi toplu yaşam yerleri, kaloriferli ısınma tertibatı olan ve biraz da hijyene dikkat edilmeyen ortamlarda yaşayan bireylerde sık gözlenen bir allerji çeşididir. Dışkısı, salgıları, deri döküntüleri ve ölülerinin vücutları çok sayıda allerjen içerir. Özellikle allerjik rinit ve astımla ilişkisi bilinmektedir.

– Hamam böceğinin giriş yapabileceği yerler kapatılmalı,

– Çöpler kapalı çöp kutularına dökülmeli ve her gün düzenli olarak ev dışındaki çöp toplama sistemi ile tahliye edilmeli,

– Ev tozu temizliği ile mücadele aynı zamanda hamam böceği ile mücadele ile aynıdır (genel temizlik, toz alma, evin kenar köşesinin toz yönünden düzenli temizliği olarak)

– Hamamböceğinin görüldüğü evin ilaçlanması yetmez, tüm bina düzenli olarak ilaçlanmalıdır.

Küflerden (mantar sporları) korunma yolları:

Banyo, tuvalet, bodrum katı gibi nemli ve sıcak ortamlar küflerin çoğalmasını arttırır. Artmış nemin küf allerjisi olanlarda hasta şikayetlerini ve astım ataklarını arttırdığı bilinmektedir. Duyarlı hastalarda ev içinde nem ile mücadele önemlidir. Korunmak için yapılması gerekenler;

– Islak zeminlerdeki duş teknelerinde, banyo örtülerinde, su tesisatındaki sızıntılardaki küfler için gereken bakım ve değişiklikler yapılmalı.

– Ev içindeki rutubetli alanlar, su sızıntısı olan tesisatlar bakımdan geçirilmeli ve rutubete neden olan çatlaklar kapatılmalı.

– Ev içinde bitki beslenmemeli, eski kitaplar için önlem alınmalı.

– Klimaların bakımları düzenli olarak yapılmalı, nemlendirici cihazlar kullanılmamalı.

Hayvan allerjenlerinden korunma yolları:

Kedi ve köpek allerjileri ülkemizde en çok görülen hayvan allerjileridir. Diğer taraftan kuşlar da tüyleri arasında mantarlar ve akarlar için uygun üreme ortamı sağlamaktadırlar. Ev hayvanı allerjenleri insanlar aracılığı ile çok rahatlıkla taşınabilir. Özellikle kedilerin allerjen gücü çok yüksektir. Kedi evden uzaklaştırıldıktan sonra allerjen seviyesinin çok yavaş düşeceği ve klinik yararın 4-6 ay sonra gözleneceği unutulmamalıdır. Diğer taraftan iş yerinde, okulda ve diğer toplu yaşam alanlarında, kedi allerjisi olup evinde kedisi olmayan fakat evinde kedisi olan kişi aracılığı ile kedi allerjenleri taşınıp, allerjisi olan kişide hapşırma, öksürük ve astım ataklarına sebep olabilir. Korunmak için başlıca yapılması gerekenler;

– Mümkünse evde hayvan beslenmemeli.

– Hayvanlar güvenle bakabilecek kişilere veya kurumlara verilmeli.

– Bu iki kural uygulanamıyorsa hayvan ev dışında bakılmalı.

– Ev her gün HEPA filtreli süpürge ile temizlenmeli.

 Polen allerjisinden korunma yolları:

Polen mevsiminde uzun kollu bol giysiler giyilmesi ile hava yoluyla vücudumuzun çıplak alanlarına polenlerin bolca yapışıp genel vücut kaşıntıları oluşturmasını engelleyecektir.

  • Özellikle polen mevsiminde dış ortamdan kapalı ortama dönme sonrasında imkan olduğu ölçüde su ile burun temizliği yapılması ile allerjik yakınmaları azaltacaktır.
  • Polen allerjili (allerjik nezle, allerjik astımlı hastalar) ve cilt kaşıntıları olan kişiler polen mevsimlerinde kapı ve pencereler kapalı tutulmalı,
  • Polen mevsiminde piknik yapmaktan uzak durulmalı, çim poleni allerjisi olanlar bahçe işleriyle uğraşmamalı, ev içinde fazla miktarda olmak üzere bitki yetiştirilmemeli,
  •  Rüzgarlı havalarda dış ortamda fazla gezilmemeli,
  •  Arabalarda ve evlerdeki klimalarda polen filtreleri bulunmalı, filtre bakım ve değişimleri düzenli yapılmalı ve yolculukta pencereler kapalı olmalı,
  • Yıkanmış giysiler açık ortamlarda kurutulmamalı (polenler çamaşırlara yapışarak cilt kaşıntısı yapabilir)
  • Polen mevsiminde özellikle saçlardaki ve vücuttaki polenlerden temizlenmek için her gün düzenli duş alınmalı ve mümkünse elbiseler değiştirilmeli,
  • Aşırı duş alma, her duşta aşırı sıcak su kullanma ve kese, lif yapma cildinizi kurutacağından dolayı cilt kaşıntılarında artış gözlenebilir. Duş alınamadığı durumlarda polen ile temas etmiş olan yüz ve kolların su ile yıkanması önerilir.

Premedikasyon

Allerjik bünyeli olup zaman zaman allerjik atak geçiren (kaşıntı, kızartı, kabartı ve şişlik gibi) ve astımı olan bazı hastalarda ilaçlı film (tomografi gibi), diş çekimi ve ameliyat gibi tedavi işlemleri öncesinde ilgili doktorların gerek duyması halinde hastaya bu işlemlerden önce olası allerjik reaksiyonları azaltmak veya engellemek için allerji iğneleri yapılmasına premedikasyon denilir. Gerek duyulduğu zamanlar uygulandığında genelde yapılan tedavilere bağlı olası allerjik reaksiyonları engellediği veya şiddetini azalttığı görülmektedir.

ALLERJİ İLAÇLARINI NE KADAR KULLANACAĞIM?

Allerji ilaçlarını ne kadar süreyle kullanacağım?

Allerjik hastalık kronik bir hastalıktır. Tansiyon ilaçları, diabet ve kalp ilaçları gibi doktor kontrolünde belki de hayat boyu kullanılabilecek ilaçlara sahiptir. Kişinin allerjisinin tipine, oluşma süresine ve zamanına göre kişiler bazen aylarca, bazen yıllarca bu ilaçları kullanabilir. Eğer hasta doktor kontrolünde ise ilaç kullanmama dönemleri mutlaka olacaktır ve tam korunma önlemlerinin alınması ile belkide hastalık tamamen ortadan kalkacaktır.

Sizi muayene eden doktora allerji, astım ilaçlarını ne kadar süre kullanacağınız sorar iseniz mutlaka sizi en doğru şekilde yönlendirecektir. Unutmayın ki allerji kronik bir hastalıktır. Kronik hastalıklar uzun süreli ilaç kullanma gereksinimi doğurur ve sıkı doktor kontrolü altında olmalarını gerektirir.